12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA TÜRK YARGI SİSTEMİNDE YAPILAN YAPISAL, USULİ VE KURUMSAL REFORMLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen ve resmi adı "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" olan yasa teklifi, 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuş, 24 Haziran 2026’da Adalet Komisyonunda kabul edilmiş ve nihayet 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda yasalaşarak 7589 kanun numarasını almıştır. Yasanın temel felsefesi; adliye teşkilatındaki iş yükünü hafifletmek, yargılamaların uzamasından kaynaklanan hak ihlallerini önlemek, dijital ve teknolojik suç tiplerine karşı rasyonel bir ceza rejimi geliştirmek ve toplumsal algıda yerleşen cezasızlık hissini kırmak şeklinde özetlenebilir. Kanun metni bütünüyle incelendiğinde, kamuoyunda sıklıkla dile getirilen genel af, toplu infaz indirimi ya da koşullu salıverilme sürelerinde genel bir değişiklik gibi düzenlemelerin pakette yer almadığı, bu yönüyle yasanın ceza odaklı bir af kanunu değil, usuli ve yapısal bir reform paketi olduğu görülmektedir.
1. Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukundaki Yenilikler
Teknolojinin ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, nitelikli dolandırıcılık suçlarında başkalarına ait banka hesaplarının, IBAN bilgilerinin veya ödeme araçlarının kullandırılması fiilleri ciddi bir artış göstermiştir. Eski ceza uygulamasında, sadece hesabını veya kartını başkasına kullandıran kişilerin doğrudan nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakten çok ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması, toplumsal ve hukuki adaletsizliklere yol açmaktaydı. 7589 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 158. maddesine eklenen 4. fıkra, bu soruna hakkaniyetli bir çözüm sunmaktadır. Buna göre, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin sadece haksız menfaat sağlamak amacıyla banka/kredi kartı veya hesap bilgilerini başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilecektir. Bu düzenlemenin hayata geçirilmesiyle birlikte derdest davalar ve infaz aşamasındaki dosyalar için getirilen usuller aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak sunulmuştur:
|
Hukuki Durum |
Uygulanacak Yasal Mekanizma |
Zarar Giderme Şartı ve Süreç |
Elde Edilecek Hukuki Sonuç |
|
Kanun Yolu Aşamasındaki Dosyalar (İstinaf veya Temyiz) |
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar bozularak doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilir. |
Bu aşamada doğrudan indirim uygulanması için öncelikli olarak zarar giderme şartı aranmaz. |
TCK m. 158/4 uyarınca doğrudan yarı oranında ceza indirimi yapılarak yeniden hüküm kurulur. |
|
İnfaz Aşamasındaki Kesinleşmiş Hükümler |
İnfaz dosyalarında mahkemece yapılacak ihtardan itibaren başlar. |
Hükümlünün mağdurun uğradığı zararı 6 ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi zorunludur. |
TCK m. 168/2 etkin pişmanlık indiriminden yararlanarak ek indirim hakkı elde edilir. |
|
Zararın Giderilmemesi Hali (İnfaz Aşamasında) |
İnfaz süreci devam eder. |
6 aylık hak düşürücü süre içinde zarar tamamen karşılanmazsa süreç tıkanır. |
Zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına kesinlikle karar verilemez. |
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) rejimi de Anayasa Mahkemesinin 10 Temmuz 2025 tarihli iptal kararı doğrultusunda yeniden yapılandırılmıştır. 7589 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle CMK m. 231/5-14 hükümleri revize edilerek, HAGB kararlarına karşı daha önce uygulanan ve dar kapsamlı bir incelemeden ibaret olan itiraz yolu tamamen kaldırılmıştır. Yeni sistemde HAGB kararlarına karşı bölge adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi sıfatıyla BAM veya Yargıtay tarafından verilen kararlara karşı ise temyiz kanun yolu açılmıştır. İstinaf ve temyiz denetimi esasa ve usule ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden denetlenebilecek şekilde genişletilmiştir. Ayrıca işkence, eziyet ve kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçları HAGB kapsamından kesin olarak çıkarılmış ve sanığın zararı derhal gideremediği durumlarda denetim süresi boyunca aylık taksitlerle ödeme imkanı getirilmiştir.
Savunma hakkının korunması amacıyla kaçak sanıkların gıyabında sorgu yapılmaksızın mahkûmiyet hükmü kurulması yasaklanmıştır. Yakalanan veya kendiliğinden teslim olan kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini beyan ederek yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınmıştır. Genetik verilerin korunması kapsamında ise beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) alan kişilerin DNA profillerinin derhal imha edilmesi, diğer mahkûmiyet durumlarında ise kesinleşmeden itibaren 20 yıl sonra silinmesi esası kabul edilmiştir.
Son olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisinde, sanık aleyhine yapılacak itirazlar için süre sınırı 1 aydan 3 aya çıkarılmış, sanık lehine yapılacak itirazlarda ise herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki (HMK) Yapısal Değişiklikler
Türk medeni usul hukukunda son on beş yıldır uygulanan ve gerek sınırları gerekse dava şartları bakımından doktrin ve uygulamada ciddi tartışmalara yol açan belirsiz alacak davası (HMK m. 107) tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Yargılamaların uzamasına ve davacıların hak kaybına uğramasına neden olan bu müessesenin yerine, kısmi davayı düzenleyen HMK m. 109'a eklenen 4. fıkra ile yeni bir usul getirilmiştir. Yeni düzenlemede, alacağın bir kısmının dava edildiği hallerde, talep konusu miktar tahkikatın sonuna kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilecektir. Bu artırım durumunda, artırılan kısım yönünden de zamanaşımı davanın ilk açıldığı tarih itibarıyla kesilmiş sayılacak ve böylece davacıların zamanaşımı riski tamamen bertaraf edilmiş olacaktır. Medeni usul hukukundaki temel değişiklikler ve bunların pratik sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
|
Değiştirilen Müessese / Madde |
Eski Uygulama |
7589 Sayılı Kanun ile Getirilen Yeni Düzenleme |
Yargısal ve Pratik Etkileri |
|
Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) |
Alacak miktarının tam olarak belirlenemediği durumlarda belirsiz alacak davası açılabilmekteydi. |
Müessese tamamen yürürlükten kaldırılmıştır; yerine kısmi davada tahkikat sonuna kadar bir kez artırım hakkı getirilmiştir. |
Uygulamadaki kafa karışıklığı giderilmiş, davanın usulden reddi nedeniyle yaşanan hak kayıpları önlenmiştir. |
|
Duruşma Aralıkları (HMK m. 147) |
Duruşma aralıkları hâkimin takdirine bağlı olup, aylar sonrasına gün verilebilmekteydi. |
Duruşmalar arasındaki süre zorunlu haller dışında kural olarak 3 ayı geçemez. |
Yargılamaların makul sürede tamamlanması sağlanacak ve sürüncemede kalan dosyalar hızlanacaktır. |
|
Bilirkişiye Başvuru Sınırları |
Hâkimler, hukuki konular da dahil olmak üzere her aşamada bilirkişi raporu alabilmekteydi. |
Hukuki bilgiyle çözülmesi mümkün konularda bilirkişiye başvuran hâkimlere "uyarma cezası" verilecektir. |
Dosyaların bilirkişilerde yıllarca beklemesinin önüne geçilecek ve hâkimlerin karar mercii olduğu hatırlatılacaktır. |
|
e-Duruşma İmza Usulü (HMK m. 149) |
Uzaktan katılan tarafların fiziki imza süreçleri yargılamayı yavaşlatmaktaydı. |
Ses ve görüntü nakliyle katılanlar için fiziksel imza şartı kaldırılmıştır; feragat, kabul ve sulh için fiziki mevcudiyet şarttır. |
Teknolojik entegrasyon kolaylaşacak, ancak esasa etkili irade beyanlarında güvenlik korunacaktır. |
3. İcra, İflas ve Miras Hukukundaki Yeni Satış Usulleri
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davalarında miras yoluyla intikal eden aile mülklerinin yabancı kişilere değerinin altında satılmasını engellemek amacıyla İİK m. 114'te köklü bir reforma gidilmiştir. Yapılan değişiklikle, tüm maliklerin mirasçı olduğu ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazların satışında, birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında kapalı olarak gerçekleştirilecektir. Bu kapalı ihalede tekliflerin muhammen bedelin yüzde 100'ünü aşması ve paylaştırma masraflarını karşılaması şart koşulmuştur. İlk artırmada alıcı çıkmaması durumunda ancak ikinci artırma üçüncü kişilere açılarak muhammen bedelin yüzde 50'si üzerinden yürütülecektir.
Bu süreçte ihale bedelini yatırmayarak süreci kötü niyetli şekilde tıkayan ihale alıcılarına yönelik idari para cezası yaptırımı getirilmiştir. Paydaşların en yüksek teklifi verip parayı ödemeyerek ihaleyi sürüncemede bırakmalarının engellenmesi amacıyla da paydaşın açık artırmaya katılması durumundaki mutlak teminat muafiyeti kaldırılmıştır. Satış talep eden alacaklıların alacaklarının teminatı karşıladığı miktar kadar teminattan muaf tutulması ise artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar yapılacak başvuruya bağlanmıştır. Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların satışı ise UYAP entegrasyonuna sahip elektronik satış portalında açık artırma usulüyle yapılacaktır.
4. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Kapsamındaki Reformlar
İdari yargıda dava yükünün hafifletilmesi amacıyla tek hâkimle çözülecek uyuşmazlıkların parasal sınırı 2026 yılı itibarıyla 486 bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Bu parasal sınırın altında kalan iptal ve tam yargı davaları ile vergi uyuşmazlıkları heyet yerine tek idare veya vergi mahkemesi hâkimi tarafından karara bağlanacaktır. Tek hâkimle çözülecek davaların kapsamına ayrıca öğrenci disiplin cezaları (uzaklaştırma ve ilişik kesme hariç), kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, uyarma cezaları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği geçici olmayan disiplin cezaları dahil edilmiştir. İdari yargıdaki istinaf ve temyiz süreçlerine ilişkin parasal sınırlar ve usuli kurallar aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:
|
Hukuki İşlem / Karar Türü |
Parasal Sınır / Usul Kuralı |
Temyiz Edilebilirlik Durumu |
İstisnalar ve Özel Hükümler |
|
Tek Hâkim Sınırı (İYUK m. 7) |
486.000 TL ve altındaki idari ve vergi uyuşmazlıkları. |
Temyiz yolu kapalıdır. |
Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar parasal sınıra bakılmaksızın heyetçe görülür. |
|
Kararlar Arasındaki Tutar Farkı |
Kararlar arasında hükmedilen tutar farkının 55.000 TL ve altında olması. |
Temyiz yolu kapalıdır. |
Tek hâkim sınırındaki davalarda fark 55.000 TL'yi aşsa dahi temyize gidilemez. |
|
Kaldırma Kararı Sonrası Temyiz |
BİM'in ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermesi (30 gün içinde Danıştay'a). |
Temyiz yolu açıktır. |
Tek hâkimli uyuşmazlıklar ve vekalet ücretine ilişkin kararlar bu kapsamda temyiz edilemez. |
|
Yabancılar Hukuku Davaları |
6458 sayılı Kanun kapsamında sınır dışı, idari gözetim ve ikamet izin davaları. |
Temyiz yolu kesin olarak kapalıdır. |
BİM'in kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilmiş olsa dahi temyize başvurulamaz. |
|
Kaldırılan Temyiz Hükmü |
Konusu 270.000 TL ile 920.000 TL arasında kalan idari ve vergi davaları. |
Temyiz imkanı kaldırılmıştır. |
Kaldırma kararı üzerine BİM tarafından yeniden verilen kararların temyizine ilişkin hüküm mülgadır. |
Bölge idare mahkemelerine (BİM) getirilen bir diğer önemli yetki ise, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini yanlış veya eksik bulması halinde doğrudan gerekçeyi düzelterek istinaf başvurusunu reddetme yetkisidir. Ayrıca BİM; eksik keşif, bilirkişi veya duruşma işlemlerini bizzat kendisi tamamlayarak nihai kararını verebilecek ve dosyayı ilk dereceye geri göndermeyecektir. Danıştay daire sayısının 10'a düşürülmesine ve boşalan her iki üyelik için tek bir üye seçilmesi kuralına ilişkin yasal süre ise 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uzatılmıştır.
5. Borçlar Hukukundaki Faiz ve Tazminat Hesaplamalarındaki Dinamik Dönüşüm
Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca faiz ödenmesi gereken ancak miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde, sabit faiz uygulaması yerine dinamik endeksleme modeli getirilmiştir. Buna göre, yıllık kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) önceki yılın 31 Aralık günkü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i olarak belirlenecektir. Faiz oranının hesaplanmasına ilişkin matematiksel formül şu şekilde kurgulanmıştır:
Yıllık Kanuni Faiz Oranı = TCMB Reeskont Oranı * 0.80
Finansal piyasalardaki ani değişimlerin taraflar aleyhine haksızlık yaratmasını önlemek amacıyla ara dönem ayarlama mekanizması devreye alınmıştır. Eğer 30 Haziran günü belirlenen reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan 5 puan veya daha fazla farklılık gösterirse, yılın ikinci yarısında (1 Temmuz - 31 Aralık arası) 30 Haziran günkü oran geçerli olacaktır. Destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarındaki faiz başlangıcı da TBK m. 55 çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir. Mağdurun gelirinin net olarak tespit edilebildiği geçmiş dönemler için faiz haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek, gelecekteki bilinmeyen dönemler için ise karar tarihinden itibaren hesaplanacaktır. Bu düzenleme yalnızca yürürlük tarihinden sonra gerçekleşen haksız fiillere uygulanacaktır.
6. Adli Teşkilat, Noterlik ve Kurumsal Yapı Reformları
Hâkimlik ve savcılık mesleğinin niteliğini artırmak adına hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav süreçleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yeniden kurgulanmıştır. Yardımcılara temel anayasa, ceza, özel, idare ve vergi hukuku derslerinin yanı sıra karar yazımı, duruşma yönetimi ve kişisel gelişim eğitimleri verilecek, bu eğitimler 100 tam puan üzerinden yapılacak yazılı ve sözlü sınavlarla ölçülecektir.
Noterlik işlemlerinin hızlandırılması amacıyla noterlik evrak ve defterlerinin incelenmesi yetkisi mahkemeler, savcılıklar ve sulh ceza hâkimliklerinin yanı sıra resmi daireler ile konusu belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kişilere de tanınmıştır. Noterlik evrakının aslının talep edilmesi halinde, noter onaylı bir suretini yerinde saklayıp aslını ilgili merciye gönderecektir. Ayrıca noterlik evrakının onaylı örneklerinin yetkili mercilere güvenli elektronik imza ile fiziki veya elektronik ortamda iletilmesine olanak tanınarak harç, vergi ve değerli kağıt bedeli muafiyeti getirilmiştir. Adli Tıp Kurumu (ATK) ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanacak kişiler için ise alanlarında doktora veya uzmanlık derecesi alma şartı getirilmiş, görev süreleri 4 yıl olarak belirlenmiştir.
7. Taslak Aşamasında Tartışılan Ancak Kanun Kapsamı Dışında Bırakılan Hususlar
Yasa teklifinin hazırlık aşamasında kamuoyuunda yoğun bir şekilde tartışılan ancak nihai olarak kabul edilen 7589 sayılı Kanun metnine dahil edilmeyen veya ileriki yasama dönemlerine ertelenen konular, uygulamadaki yanlış beklentilerin önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır. Adalet Bakanlığının taslak çalışmalarında yer alan ancak sonradan elenen veya ertelenen başlıca hususlar şunlardır:
|
Tartışılan Taslak Maddesi |
İlgili Kanun / Kurum |
Nihai Kanundaki Durumu |
Çıkarılma Gerekçesi ve Gelecek Durum |
|
Süresiz Nafakanın Kaldırılması |
Türk Medeni Kanunu (TMK) |
Paketten tamamen çıkarılmıştır. |
AYM'nin 4 Haziran 2026 tarihli iptal kararı sonrası nafaka reformunun daha kapsayıcı bir aile hukuku paketi altında ele alınması kararlaştırılmıştır. |
|
Suça Sürüklenen Çocukların (SSÇ) Yaş Sınırı |
Türk Ceza Kanunu / Çocuk Koruma Kanunu |
Yasalaşan metne dahil edilmemiştir. |
SSÇ yaş sınırının Avrupa standartlarına (10 yaş limiti) uyumu ve rehabilitasyon odaklı modelin ayrı bir paket olarak çalışılması öngörülmüştür. |
|
Tapu İşlemlerinde Zorunlu Avukatlık |
Noterlik ve Tapu Mevzuatı |
Yasalaşan metne girmemiştir. |
Belirli bir parasal limiti (30 Milyon TL) aşan işlemlerde avukat bulundurulması zorunluluğu ertelenmiştir. |
|
Görevsizlik/Yetkisizlik Kararlarının Sınırlandırılması |
HMK / İcra ve İflas Kanunu |
Genel Kurul görüşmelerinde önergeyle çıkarılmıştır. |
Temyiz aşamasında ilk derece kararlarının görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle bozulmasını engelleyen hüküm savunma haklarını kısıtladığı gerekçesiyle reddedilmiştir. |
|
Nitelikli Dolandırıcılık Mahkeme Değişikliği |
TCK m. 158 |
Kanun metnine girmemiştir. |
TCK m. 158 kapsamındaki davaların Ağır Ceza Mahkemelerinden Asliye Ceza Mahkemelerine devredilmesi önerisi reddedilmiştir. |
|
Uzlaştırma Kapsamının Genişletilmesi |
CMK m. 253 |
Pakette yer almamıştır. |
Nitelikli dolandırıcılık (m. 158) ve nitelikli hırsızlık (m. 142) suçlarının uzlaştırma kapsamına alınması yönündeki kamuoyu beklentisi karşılanmamıştır. |
|
Denetimli Serbestlik Reformu |
İnfaz Kanunu |
Pakette düzenlenmemiştir. |
Denetimli serbestliğin otomatik bir hak olmaktan çıkarılıp iyi hale bağlanması ve cezasızlık algısını yıkacak infaz değişiklikleri ileriye bırakılmıştır. |
Bu tablo ve yapılan analizler ışığında, 7589 sayılı Yargı Paketinin cezaevlerinden tahliyeleri doğrudan hızlandıracak bir "af yasası" olmaktan çok, yargılamaların süresini kısaltmayı, dijitalleşen suç dünyasındaki hakkaniyet dengesini kurmayı ve mahkemelerin yapısal işleyişini rasyonelleştirmeyi amaçlayan teknik bir usul reformu olduğu açıkça görülmektedir.